5 Aralık 2010 Pazar

Bir söğüt ağacı

İlk defa bir kadın yerine bir ağaç için yazıyorum bu sözleri. Üstelik hiç bir kadını düşünmeden. Bence sıradan bir ağaç ta değil. << Ankara'da metro inşaatları çok uzun sürüyor. Bu ağaçta o inşaat alanlarının birinin girişinde kenarda büyümeye başlamış. Belki de inşaat bittiğinde kocaman bir ağaç olacak. >> Bu yazıyı ona ithaf ediyorum.

---

Bu ağacın  bizim ağacımız olduğununu hayal edelim. İnşaatın ortasında yanlız bir ağaç değilde bir meyve bahçesindeki kulübenin kenarındaki söğüt ağacı olduğunu düşünelim. Belki yeterince çok istersek gerçek bile olabilir. Bahçeyi ilk gördüğümde meyve ağaçlarından daha çok dikkatimi çeken bu ağacı gösterirken hayal kurarak şunları söylüyorum.

Ne güzel bir ağaç sanırım söğüt, o karmaşanın ortasında kendi halinde yaşıyor. Ne dersin ey sevgili büyümeye, büyütmeye ve akıp giden yaşam içerisinde yaşlanmaya aynı söğütün altında. Belki hafta sonları altında piknik yaparız yada akşamları altına uzanıp dallarının arasından yıldızlara bakarız. Belki kuşlar da gelir ağacın dallarına. Belki onlarda yuva yapar, yavrularını büyütürler dalların arasında. Belki bizde bir aile oluruz. Hep birlikte gelir eğleniriz o söğütün altında.

---

Gerçek dünyada ise şöyle biter filmin sonu; Bir iş makinesi gelir inşaat sahasını düzenlerken kepçesini takar ve ağaçtan kalanları kamyona yükler ve harfiyat sahasına dökülür gider.